Install Theme

adatanyeli:

Biloela — Wild Cockatoos, Leila Jeffreys

Morrissey

—Oh Well, I'll Never Learn

(Kaynak: inhalers, kvarta gönderdi)

John Constable, Cloud Studies, ca. 1820’s

"No two days are alike, nor even two hours; neither were there ever two leaves of a tree alike since the creation of all the world; and the genuine productions of art, like those of nature, are all distinct from each other."

(Kaynak: kaitsauce, chandr-a gönderdi)

ben mesela, bir şey olsa, annemi üzmeyeyim, ablama şey olmasın derken, o şeyi açıklayabileceğim kimse kalmayacak. bir düşünün. BURADAN TÜM ESKİ DOSTLARIMIN, ARKADAŞLARIMIN, KARŞIMA ARKADAŞ SIFATIYLA ÇIKAN HERKESİN AĞZINA SIÇAYIM. 

iyi geceler. 

The Whigs - Mission Control

(Kaynak: youtube.com)

zamanı geri alsam orada olsam.

zamanı geri alsam orada olsam.

(Kaynak: troublepsmaker, liberer--l-esprit gönderdi)

Connie Francis

—When The Boyin Your Arms Is The Boy In Your Heart

tek bir insan var, o yanımda olmayınca kendimi bomboş, niteliksiz, sefil gibi hissediyorum. huzurun zerresi kalmıyor içimde. buna ucuzluk mu dersiniz, güçsüzlük mü dersiniz, eziklik mi dersiniz bilemiyorum fakat; onun olmadığı süregelen günleri tahayyül ettikçe başıma ağrı giriyor, midem bulanıyor, kafayı yiyorum öyle böyle değil. 

birazdan o insana dair herkesin sarf edebileceği klişe cümleleri kurmamak adına sonlandıracağım yazdıklarımı. çünkü ben eskiden o sözlerden hiç haz etmezdim, çünkü herkes aynı duyguları besliyordu ve sonunda herkes bunu unutuyordu, çünkü benim etrafımda bu sözleri duyduğumda/okuduğumda kafamda canlandırabileceğim bir insan yoktu. şimdi var. varlığının da getirdiği ayrı bir derdi var: güzel günlerin bitebileceğini düşünmek. kafayı yiyorsun yani, kaçarı yok. 

son bir haftada o kadar huzurluydum ki, ancak o kadar olur. dünya benim etrafımda dönüyor filan zannettim. bir gün içerisinde hepsi uçtu gitti, geriye bir halt kalmadı. böyle olunca diğerlerine karşı haksızlık ediyormuşum gibi geliyor. diğerleri dediğim de sadece ailem. başka kimse yok yani, gerçekten kimse yok. ama insan bir günde çöker gider mi, çöküyormuş gidiyormuş. 

onsuzluk, hani yanımdan çekti gitti değil de, bütünüyle onsuzluk, başına bir iş gelmiş olması, hayatta olmaması, istediğimde koşup gidebilmem gibi bir imkanımın olmaması, hayal edebileceğim en kötü yaşam benim için artık. böyle de salaklaşıyor insan işte. insan böyle kendini, yaşadığı hayatı, yaşayanların çektiği acıyı unutuyor. sevinsem mi, üzülsem mi bilemedim.